Yazar olarak Nabi Gürus:

Nabi GÜRUS bir edebiyatçı değildi, zaten böyle bir iddiası da hiç olmadı. Bir tesadüf eseri bu kitabı oluşturan daktilo sayfaları elime geçtiğinde yazarın hüzünlü içtenliği ve anlatının basit renkliliği beni içine çekti.

Nabi GÜRUS ve yaşadığı dönemler hakkında araştırma yaparken, onun kaleminden çıkmış bir sürü belge gördüm ama bunlar hep Dünya Bankası Raporları, Büyük Bankaların Reorganizasyon Talimatnameleri, Önemli Şirketlerin Bilirkişi raporları gibi belgelerdi ki, bunlar pek de  edebi sayılmazlar..  O zaman düşündüm ki bu kitap bir edebiyat heveslisinin hamlesi değil. Yalnızca zorluklarla dolu bir çocukluğun kırgın ama yine de coşku dolu ağıtı. İlginç olan, bu küçük öykü dizisinin kaleme alındığı yıllar ile olayların akıp gittiği zaman dilimi arasında nerede ise yetmiş beş yıldan fazla var ve anlatı hala olayların geçtiği yıllardaki çocuksu duygu anaforlarını mükemmel bir canlılıkla yaşatıyor.

Yazar bu anlatıyı bir kitap olarak hiç planlamamış olmalı, sadece kendinden sonraki nesil’e bir mektup bırakmış.

Nabi GürusEvler, Anılar, Bostancı – Hikayeler 1928-1939 Kitabı nda; çocukluk yıllarının hikayeleri ile  1920 lerin ve 1930 ların İstanbul unu ve Bostancıyı  anlatırken, bir anlamda tarihe de tanıklık ediyor. Bu çerçevede, Nabi Gürus un edebi kimliği, yerini daha önemli bir kimliğe terk ediyor: “O” buradaydı.. Öykülerini kimseden dinlemedi veya hayal etmedi. Hepsini kendi yaşadı..

Bir cevap yazın